Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı

Teknolojik İnovasyonda “Güdümlü Proje” Modeli

Dr. E. Serdar GÖKPINAR / TTGV Teknoloji Programları Direktörü

 

“Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı, hem aptallık, hem inanç devriydi, hem de kuşku, Aydınlık mevsimiydi, Karanlık mevsimiydi, hem umut baharı, hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı, hem hiçbir şeyimiz yoktu, hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana…” (İki Şehrin Hikayesi - Charles Dickens)

 

İnsanlık tarihi istikrar dönemleri ile ani kırılmaların ve köklü dönüşümlerin birbirini takip ettiği dalgalı bir süreçtir. Bazı dönemlerde ekonomik düzen, kurumlar ve toplumsal yapı görece dengeli ve stabil bir çerçeve sunar; bazı dönemlerde ise çerçeveler sarsılır, yeni teknolojiler, düşünce biçimleri, üretim modelleri ve güç dengeleri ortaya çıkar. Tarihsel deneyim, büyük dönüşümlerin yalnızca teknolojik yeniliklerden ibaret olmadığını; aynı zamanda kurumları, ekonomik ilişkileri ve toplumsal düzeni derinden etkileyen çalkantılar yarattığını göstermektedir.

Bugün de benzer bir dönüşümün içindeyiz. Dijitalleşme, yapay zekâ, biyoteknoloji ve enerji sistemlerindeki gelişmeler yalnızca yeni araçlar üretmekle kalmamakta; dünyayı anlama, karar alma ve değer üretme biçimlerimizi de dönüştürmektedir. Ancak bu ilerlemeye, iklim krizi, biyoçeşitlilik kaybı, artan gelir ve servet eşitsizliği, jeopolitik gerilimler ve toplumsal kırılganlıklar gibi birbiriyle de bağlantılı çok sayıda sorunun yoğunlaşması eşlik etmektedir. İçinde bulunduğumuz bu karmaşa dönemi, krizlerin derinleşmesi ile yenilik kapasitesinin genişlemesinin aynı anda yaşandığı bir evre olarak tanımlanabilir.

Bu karmaşadan çıkış, insanlığın sahip olduğu üç temel kapasitenin nasıl seferber edileceğine bağlıdır: Öğrenme ve uyum sağlama yeteneği, kurum inşa etme becerisi ve yenilik üretme gücü. Bilimsel araştırma birikimi ve güçlü Ar-Ge ekosistemlerinin beslediği teknolojik inovasyon kapasitesi ise bu üç alanı destekleyerek sorun çözme araç setimizi sürekli genişletmekte ve yeni imkân alanları yaratmaktadır.

Bu noktada akla gelen çok sayıda soru yanında temel bir soru da şudur: Ar-Ge’den üretilen bilimsel bilgi nasıl inovasyona, yani somut değere dönüşür? Gayet iyi bildiğimiz üzere, bilginin laboratuvardan toplumsal ve ekonomik faydaya uzanan yolculuğu kendiliğinden gerçekleşemez; belirli süreçler, kurumsal yapılar ve teşvik mekanizmaları gerektirir. Dolayısıyla yalnızca daha fazla bilgi üretmek değil, bu bilginin nasıl seçileceğini, geliştirileceğini, ticarileştirileceğini ve toplumsal sorunların çözümüne yönlendirileceğini tasarlamak da kritik önemdedir.

 

Ar-Ge ve İnovasyonda Arz ve Talep Yönlü Yaklaşımlar

Ar-Ge ve inovasyon sistematiklerinde iki tamamlayıcı mantık birlikte çalışır: arz yönlü (itme / İng. push) yaklaşımda araştırmacılar ve kuruluşlar kendi meraklarından, uzmanlıklarından veya teknoloji fırsatlarından hareketle proje(ler) önerir; destek sistemi bu öneriler arasından seçerek destekler. Talep yönlü (çekme / İng. pull) yaklaşımda ise çıkış noktası daha çok dışarıdan tanımlanan ihtiyaçlardır: çözülmesi istenen sorun, hedeflenen performans ve başarı ölçütleri tarif edilir; ardından bu hedefe ulaşabilecek aktörler davet edilir. 

 

 

 

 

Şekil-1

Bu iki mekanizma birbirinin rakibi ya da alternatifi değil, birlikte var olması gereken bir “keşif ve yönlendirme” dengesidir. Arz yönlü mekanizmalar yeni bilgi, kapasite ve seçenekler üretirken, talep yönlü mekanizmalar bu seçenekleri toplumsal ve ekonomik hedeflere doğru yoğunlaştırır.

Dünyada talep yönlü tasarımlar farklı kavramsal isimlerle kurumsallaşır: problem/sorun odaklı, misyon (görev) odaklı, meydan okuma (İng. challenge) odaklı, sonuç/performans odaklı, talep-taraflı inovasyon gibi. Programların isimlendirilmesi de bu mantığı yansıtır: ABD’de DARPA, ARPA-E veya BARDA benzeri “misyon/sonuç odaklı programlar”; Avrupa’da Horizon Europe Missions; Birleşik Krallık’ta ARIA; Almanya’da sanayi talebiyle çalışan Fraunhofer modeli; Brezilya’da tarımsal ihtiyaçlardan hareket eden EMBRAPA yaklaşımı; Çin’de hedef ve sektör hizalamasıyla ilerleyen büyük ölçekli “misyon benzeri” sanayi politikası araçları; ve Türkiye’de ise kamu ihtiyacına dayalı TÜBİTAK 1007 ve savunma ekosistemindeki benzer uygulamalar bu yaklaşıma farklı biçimlerde örnek verilebilir. Hatta özel sektörün çeşitli “açık inovasyon” faaliyetleri yine bu kapsamda değerlendirilebilir. Tek bir “doğru isimlendirme” olmadığı gibi, talep yönlü yaklaşımda asıl meselenin, programın ihtiyacı tarif edip çözüme alan açan bir kurgusu olmasıdır.

 

TTGV’nin Rolü

Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV), 1991 yılından bu yana “teknoloji üreten Türkiye” mottosuyla faaliyet gösteren, reel sektörün teknoloji geliştirme ve inovasyon çalışmalarını destekleyen bir kamu-özel sektör ortaklığıdır. Bir “inovasyon ajansı” olarak TTGV, yalnızca destek sağlayan bir yapı değil; aynı zamanda uygulamadan öğrenen, öğrendiğini paylaşan ve bu birikimi yeni yaklaşımlara dönüştüren dinamik ve çevik bir kuruluştur.

Bu çerçevede TTGV, değişen ihtiyaçlara yanıt verebilmek için araç ve mekanizmalar geliştiren, farklı uygulamaları deneyen ve sonuçlardan hareketle kendini yenileyen bir model geliştirici rol üstlenmektedir. Değişimin hızlandığı dönemlerde inovasyonun etkin biçimde desteklenmesi, esnek ve öğrenmeye açık yapıların yanı sıra yeni metodolojilerin geliştirilmesini ve deneysel uygulamaların hayata geçirilmesini gerektirmektedir. Bu nedenle TTGV’nin model geliştirici rolü, performans hedefleriyle yönlendirilen ve Ar-Ge sonuçlarının uygulamaya daha hızlı taşındığı program kurgularını da içerir.

Türkiye’de yıllar içinde oluşmuş geniş Ar-Ge ve inovasyon ekosistemi, çok sayıda kurum, program, model ve teşvik aracıyla önemli bir çeşitlilik ve kapasite üretmiştir. Bununla birlikte, Ar-Ge ile inovasyon arasındaki köprünün güçlendirilmesi ihtiyacı hiçbir zaman tamamen ortadan kalkmamaktadır. Değişen koşullar, yeni teknolojiler ve yeni toplumsal öncelikler bu köprünün sürekli olarak güçlendirilmesini gerektirmektedir. 

İşte bu yaklaşım doğrultusunda TTGV, 2023 yılından bu yana tematik olarak odaklandığı iklim teknolojileri alanında (ve bu alanla sınırlı kalmamak üzere) Ar-Ge ile inovasyon arasındaki bağı daha sistematik ve talep yönlü bir çerçevede güçlendirmek amacıyla 2025 yılında çok çeşitli diğer programlarının yanına Güdümlü Projeler Programı’nı (GÜP) tasarlamış ve uygulamaya almıştır.

 

İklim Teknolojileri

İklim teknolojileri (İng. Climate tech), çok kısaca sera gazı emisyonlarını azaltmayı ve iklim değişikliğinin etkilerine uyumu sağlamayı amaçlayan teknoloji ve çözüm alanlarını ifade eder. Bu alan son derece heterojendir ve farklı olgunluk düzeylerinde çok sayıda teknolojiyi içerir. 

Pek çok başlıkta Ar-Ge faaliyetleri hâlen sürmekte olup, bazı teknolojilerin ancak 2030’lu yıllarda yeterli teknik ve ekonomik olgunluğa ulaşacağı öngörülmektedir. Ar-Ge süreci büyük ölçüde tamamlanmış olan “yeşil çözümler” dahi — bazı yenilenebilir enerji ve depolama teknolojileri istisna olmak üzere — çoğu zaman “kirli” alternatiflerine kıyasla daha yüksek maliyetlidir. Bunun yanında bazı teknolojiler teknik olarak hazır olsa bile hızlı ölçeklenme sorunları yaşayabilmekte; üretim kapasitesi, tedarik zinciri veya altyapı kısıtları nedeniyle parasıyla dahi temin edilememektedir. Üstelik pek çok durumda teknolojik çözümler birbirinin alternatifi de olabilmektedir; hangisinin daha uygun olduğu ise ülkelerin kaynak yapısına, altyapısına, sanayi kompozisyonuna ve politika tercihine bağlı olarak değişecektir. Herkes için geçerli tek bir teknoloji seti yoktur çünkü ihtiyaçlar, imkânlar ve öncelikler farklıdır. Bu nedenle çözümlerin tekno-ekonomik parametreleri henüz tam anlamıyla oturmuş değildir ve belirsizlik yüksektir. Böyle bir ortamda ilerlemenin yolu, farklı teknolojileri çeşitli bağlamlarda denemek, performanslarını sınamak ve hangi koşullarda kime ne değer sağladıklarını sistematik biçimde öğrenmektir.

Dolayısıyla iklim teknolojilerinde hedeflere ulaşmayı kolaylaştırmanın bir yolu da seçilmiş alanlarda, tanımlanmış sorun veya ihtiyaçlara dayanan tasarlanmış deneylerden geçmektedir. GÜP programı da bu tür bir mantık çerçevesinde tasarlanmıştır.


 

Güdümlü Projeler Programı (GÜP)

GÜP Yaklaşımı deneysel olmakla birlikte disiplinlidir: kontrollü risk almayı, aşamalı ilerlemeyi ve öğrenmeye dayalı karar mekanizmalarını içerir. Amaç laboratuvar ortamında teknik doğrulama yapmak değil, çözümlerin gerçek kullanım bağlamlarında sınanmasını ve laboratuvarın ötesine geçebilmesini sağlamaktır. Böyle bir çerçeve, kaynakların hem etkili hem verimli kullanılmasını gözetirken, ön alıcı, örnek teşkil edebilecek ve çarpan etkisi yaratabilecek uygulamalara odaklanır. Aynı zamanda deneysel geliştirme (OECD Frascati Kılavuzu’nda tanımlanan) çalışmasını desteklerken, kavram kanıtlama (İng. proof of concept) çalışmalarını güçlendirerek olası ticarileşme öncesi kritik köprüyü kurmayı amaçlamaktadır.

GÜP’ün Temel Özellikleri:

TTGV tarafından tespit edilen öncelikli konularda yürütülür ve TTGV’nin bir nevi “müşteri” olduğu bir model üzerine inşa edilmiştir.

Bir destek veya yatırım programı olmaktan çok; belirli bir ihtiyaca yönelik bilgi ve çözüm tedariki mekanizmasıdır.

İçeriği aşamalı olarak geliştirilerek iyi tanımlanan bir projenin TTGV tarafından finansmanını içerir.

Aşama ve ölçek olarak laboratuvar sonrası, pilot uygulama öncesi evreyi önceliklendirir.

Yenilikçi bir teknolojiye ya da mevcut teknolojilerin yenilikçi bir birleşimine odaklanır. Bu yönüyle Türkiye’de türünün ilk örneği olmasını hedefler.

Çözümlerin ilgili operasyonel ortamda doğrulanmasını ve değer zinciri içinde entegrasyonunun gösterilmesini amaçlar.


 

GÜP Programı Süreçleri

 

 

 

Şekil-2

GÜP programı aşamalarına geçmeden önce GÜP öncesi aşamalara değinmek gerekir. Bu aşamadaki iki ana adım şunlardır:

İklim Teknolojileri Radarı: Sürekli tarama, görüşmeler ve kalitatif araştırmalar yoluyla iklim teknolojileri alanında fırsat ve ihtiyaçları ortaya koyan dinamik bir harita oluşturulur.

Derin Analiz (Deep Dive) / Ön Araştırma: Radar içinden seçilen konu başlıkları teknik, ekonomik ve sektörel boyutlarıyla kapsamlı biçimde incelenir; konu tam olarak anlaşılmadan uygulamaya geçilmez ve TTGV’nin üstlenebileceği proje alanları belirlenir.

 

 

 

Şekil-3

GÜP programı aşamaları ise şunlardır:

Potansiyel Proje Konularının Belirlenmesi: O dönem çalışılabilecek proje konuları belirlenerek bir “uzun liste” hazırlanır.

Proje Konusu Seçimi: Stratejik öncelik ve uygulanabilirlik kriterlerine göre seçilen konularla bir “kısa liste” oluşturulur.

Ön Çalışma: Kısa listedeki her proje başlığı için kapsam, hedef ve başarı ölçütlerini tanımlayan ön çalışma yapılır.

Çağrı ve İlk Değerlendirme: Çağrı yayımlanır, genel kurul (lansman) gerçekleştirilir ve ilgilenen kuruluşlarla yapılan bilgi alışverişi sonrasında teklife davet edilecek kuruluşlar belirlenir.

Teklife Çağrı ve Sözleşme: Teklif vermeye davet edilen kuruluşların teklifleri değerlendirilir, müzakere edilir ve uygun görülen Proje Yürütücüsü Kuruluş belirlenerek sözleşme imzalanır.

Proje Yürütme ve İzleme: Proje uygulama süreci başlatılır ve belirlenen hedefler doğrultusunda düzenli izleme ve değerlendirme yapılır.

Proje Sonuçlarının Paylaşımı: GÜP Projesinin tamamlanmasının ardından proje sonuçları paylaşılır. GÜP Programı, sektörün önünü açmayı, ölçeklenebilir ve uygulanabilir çözümler için zemin oluşturmayı hedeflediğinden dolayı, çıktılarının yaygınlaştırılması ve paylaşılması oldukça önemlidir. 

 

GÜP Programı Son Durum (Şubat 2026 sonu itibarıyla)

 

GÜP henüz erken aşamada olmakla birlikte, tasarımını uygulama üzerinden olgunlaştıran bir öğrenme süreci içinde ilerlemektedir. 2025 yılı ortasında oluşturulmuş olan usul ve esaslar çerçevesinde;

“Kanatlı Yetiştiriciliğinde Siyah Asker Sineği Larvası Kullanılarak Alternatif Yem Formülasyonunun Geliştirilmesi” konulu (pilot) proje sözleşmesi 1 Ekim 2025 tarihinde Başkent Üniversitesi imzalanmıştır. Proje yürütme ve izleme aşamasındadır.

2025 yılı için belirlenmiş olan 12 çalışma konusu için; 18 Eylül 2025 tarihinde lansman yapılmış, ilgilenen kuruluşlar Ekim 2025-Ocak 2026 döneminde kapsamlı bilgi alışverişi gerçekleştirilmiştir.

2026 Şubat ayında yapılan değerlendirmelerle teklife çağrı yapılacak konular ve kuruluşlar belirlenmiştir.

 

GÜP, keşif ile yönlendirme arasındaki dengeyi kurmaya yönelik bilinçli bir denemedir. İklim teknolojileri gibi belirsizliği yüksek ve dönüşüm gerektiren alanlarda, kontrollü ve disiplinli deneyler yoluyla hem öğrenmeyi hızlandırmak hem de sektörün önünü açmak mümkündür. Dönüşüm dönemlerinde mesele yalnızca Ar-Ge yapmak değil; doğru soruları sorarak, doğru bağlamlarda deneyerek ve elde edilen bilgiyi paylaşarak ilerlemektir.

TTGV e-bültenine katılmak ve
bizden haberdar olmak için
kayıt olabilirsiniz.